1986 yılının karanlık ve karmaşık atmosferine, Beyrut’un iç savaşla sarsılan sokaklarına, bir Koreli diplomatın gizemli kayboluşu damga vurmuştu. İç Savaş’ın pençesinde, her adımda tehlikeyle dans eden şehir, bir diplomatın sessizce yok oluşuna bile şaşırmamıştı. Ancak bu sessizlik, sadece unutulmuşluğun bir maskelesi gibiydi. İki yıl sonra, kaybolan diplomatın hayaleti yeniden canlanacaktı. Min Joon, başarılı ve gelecek vaat eden bir diplomat olarak, hayatının fırsatını kucaklayacağı bir görevle karşı karşıya kaldı. Bir çanta dolusu fidye parası eşliğinde Beyrut’a gitmeli ve kayıp meslektaşını kurtarmalıydı. ABD’de kariyer yapma hayaliyle yanıp tutuşan Min Joon için bu görev, kapıları açacak anahtardı. Ancak Beyrut’a vardığında, Min Joon’un beklediği gibi kolay bir görevle karşılaşmadı. Şehri tanıyan ve Arapça bilen bir yardımcıya ihtiyacı vardı. Karşısına çıkan taksi şoförü, başka bir Koreli olmasına rağmen, Min Joon’un beklediği gibi sıradan bir yardımcı değildi. Ardı arkası kesilmeyen maceraların içine sürüklenirken, Min Joon, şoförün gerçek kimliğini ve niyetlerini sorgulamaya başladı.